
Kargonun bizimle ilgili şubesine gittim. Kargoyu oradan teslim aldım. İlk paragrafta da belirttiğim gibi sadece üç parça şey istedim ama bu koli biraz fazla ağırdı. 14 kiloydu. 5 km yolu elimde o koliyle gezdim ve o kadar sinirlendim ki anlatamam. Eve geldiğimizde kapının önüne koliyi bıraktım ve kapıyı açtım. Akabinde kolinin neden bu kadar ağır olduğunu anlamak adına açmaya başladım. Ve içinden çıkanları listeleyeyim.
Zeytin yağı, tereyağ, kuru fasulye, bal*, çikolata, zeytin, börek, kurabiye, badem, ceviz, şeker, tencere, ehliyet, para, web cam. Evet, istediğim üç parça şeyin aksine, ne varsa konulmuş koliye.
Balı cam saklama kabına koymuşlar. Cam kırılmış. Güzelim bal göte geldi. Balı kurtarabilir miyim düşüncesiyle, camdan ayıkladım. Yarısını kurtardım fakat temiz olduğunu sanmıyorum o balın. İçinde muhakkak küçük cam kırıkları kalmıştır. Camları ondan ayrıştıracak bir yöntem üzerine düşünmekteyim şu an. Onu geçtim, elimi de kestim camlardan...
Evet, tüm bunların tek sorumlusu olarak Yurtiçi kargoyu görüyorum. Şerefsizsiniz. Bir daha sizinle kargo gönderirsem, ben de şerefsizim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder